enes's profileenes malikPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    February 14

    ANLAMALIYDIN

     

    Alıntı

    ANLAMALIYDIN

     

                                                                                  

     

     



     

    Image Hosted by ImageShack.us

      Degmeyin feryadıma

    Figanıma degmeyin

    Eger bu sevda demekse

    Ben vazgeçtim beni sevmeyin.

     

     

    Ne kaDar kaçaRsan kaç

    soNunda gözlEre takılmAzmı inSan

    Zaten herŞeyi anlAtan onlar değilmi bazeN

     kelebek.gif

    Simdi gitmek zamanıdır

    Düsünmeden durmadan

    tereddütsüz gitmek

    Geride kalanlara

    Ardına bile bakmadan

    Üzülmeden darılmadan

    Bitmişlerin gitmişlerin hesabını sormadan

    Alıp gitmek basını uzaklara

    Durmadan yorulmadan.

     

     

     

    BendEn uzaKlarDa bedeNine üşüŞen

    AcılArını düŞünüp

    kiRpikleRimi yağmUrlarIn avuÇlarıNa DayaDıkça

    KefeNim oLuyorSun HasreTin diPsiz

    UçuRumlaRınDa.

     

     

     

    kelebek.gif

    Siyah beyaz filmlerde yasanıyordu  ask

    Annem aglardı onları seyrederken

    Bense gülerdim

    Komik tuhaf ve saçma geliyordu

    simdi

    siyah beyaz bir filmi yasıyoruz

    siyahı ben beyazı sensin

    Tarifi yok tarif edilemiyorsun

    Ama ne olursa olsun

    Yüregim seni çok tuttu

    Bilki artık hep sen izleniyorsun

     

      kelebek.gif

    RotaMda Kara BuluTlaR giBi KaRa göZlerİn

    HazıRım FırtıNayA ÖyleSine özleDim

    YeteRki UfkuMdan Bir aN oLsun AyrılMa

    Denİz Bitse Bile Martı oluR GeliRim..

    January 06

    ben

     
    December 28

    manzara

     

    Seni seviyordum ve senin haberin yoktu.

    Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına
    düşüşü ve burnun herkesten başkaydı işte.
    Güldüğün zaman yukarıya bakardın. Yukarı kalkan
    başın ve gülen gözlerin vardı, ne güzeldiler...                    
    Sen bilmiyordun, ben
    seni seviyordum...

    Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler. Duvarlara,
    vitrin camlarına kaldırımlara çarpıyordu. Geri dönüyordu
    çoğalarak. Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum
    her şeyi, her şeyi erteleyişim oluyordun. Kalp ağrısı
    oluyordun, birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun.
    Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk. Dönemeçler geçiyor,
    köprüler göze alıyor ve bazen tekin olmayan suların
    üzerinden atlıyorduk. Cesurduk... Ufuk çizgisi maviydi,
    gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller.

    Ben seni seviyordum, bilmiyordun.

    Sevinçlerim oluyordun ara sıra, sen hiç bilmiyordun.
    Sonra herhangi biri oldun. Bütün sevinçlerim bittikten
    sonra yağmurlar yağdı serin haziran akşamları...
    Sonra bir gün uzaktan gördüm seni. Saçların
    bana inat, başın her şeye meydan okuyarak.
    İşte yine aynı... Kalbimi acıttın. Her zamanki gibi.
    Değiştik sanıyordum.

    Ve sen yine bilmiyordun.

    İclal Aydın
     

     

     

     

    December 27

    SENİNLE OLABİLMEK

    SeNinLe OlabilmeK...

     

    Seninle   olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
    Elin elime değmeden avuçlarımı   terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
    Seninle olmanın en kötü yanı ne   biliyor musun?
    ''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her   konuşmamızda boş yere
    saatlerce havadan sudan söz etmek.
    Seninle olmanın   en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
    Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek   birlikte ağlamak gülmek.
    Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...  
    Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
    Seni hiç tanımadığım bir   sürü insanlarla paylaşmak.
    Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi   çocukça kıskanmak.
    Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?  
    Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana...  
    Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte.
    Elimde kır çiçeğiyle   seni beklemek...
    Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
    Seninle olmanın   en romantik yanı ne biliyor musun?
    Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi   yıldızlara aya anlatmak...
    Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim   şarkıların türkülerin şiirlerin
      
     

    her   mısrasında seni bulmak.
    Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?  
    Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz
    duygularımı   umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek.
    Sevgili yerine   yıllarca dost kalmayı başarmak.
    Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin   yerinde.
    Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
    Seninle   olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
    Nereden bileceksin?
    Sen benimle   hiç olmadın ki.
    Olsaydın avuçlarım terlemezdi...
    Isırmazdım dilimin   ucunu...
    Özlemezdim seni yanımdayken...
    Kıskanmazdım.
    Korkmazdım   yollarda yürümekten.
    Islanmazdım yağmurlarda...
    Yıldızlara aya dert   yanmaz,
    böyle her şarkıda sarhoş olmazdım.
    Korkmazdım seni kaybetmekten  
    ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize...
    Ve her kulaçta   haykırırdım seni..
    Ama sen hiç benimle olmadın ki...
     

    YA AKLIN   BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN

    November 18

    şiir

    SEVGİLERDE
     

    Sevgileri yarınlara bıraktınız
    Çekingen, tutuk, saygılı.
    Bütün yakınlarınız
    Sizi yanlış tanıdı.

    Bitmeyen işler yüzünden
    (Siz böyle olsun istemezdiniz)
    Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
    Kalbinizi dolduran duygular
    Kalbinizde kaldı.

    Siz geniş zamanlar umuyordunuz
    Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
    Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
    Geçeceği aklınıza gelmezdi.

    Gizli bahçenizde
    Açan çiçekler vardı,
    Gecelerde ve yalnız.
    Vermeye az buldunuz
    Yahut vakit olmadı

    .

    Behçet Necatigil

     

                                                                                         
    November 04

    ...

     

    YAĞDIKÇA

     

    Yer ile yeksan, ıslak saçlı, kem gözlü,

    Kavim göçlerinden bu yana ağlayan

    Ve durmadan

    Cep kanyağı yakıcılığında ezgiler

    Çalan, çaldıran, yakalatan

    Adı bende gizli bir kadındı İstanbul

     

    Şehre bir yağmur yağdı

    Ben ağladım

     

    Sevilirken ayrılmak mı kaldı Bizanstan

    Yalan dolan yoktu gözlerde sadece ses

    Verilen sözler birdi edilen yeminler sıfır

    Eşyalar alındı fotoğraflar söküldü yerlerinden

    Bir aşkın izlerini yok edecek yeni bir aşk

    sipariş edildi yeniden

     

    Bir şehre yağmur yağdı

    Ben ağladım

     

    Kim daha çok yalan söndürdü çay bardaklarında

    Hangisi talandı demli öpücüklerin

    Ve buğularda yitirilen kimin adıydı

    Bir aşktan diğerine kaç saate gidiliyordu

    Soyulur muydu kabuğu hayatın

    Yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı?

     

    Yağmur şehre bir yağdı

    Ben ağladım

     

    Ben giderken ençok seni götürdüm

    Aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları

    Yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı

    Kutsal kitabımdı ziyan edilmiş sevgililer atlası

    Ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi

    Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı

     

    Ben yağmur ağladım bir şehre yağdı

    Ben şehre ağladım bir yağmur yağdı

    Ben bir ağladım şehre yağmur yağdı

     

    Ben...

    Yağmur...

    Ağladım...

     

    Yılmaz ERDOĞAN

     

     

    Bir Cümlelik Yerin  Var mı ?

    Gecenin infazındayım..
    Gözlerimde uykusuzluk,
    Çöllerimde susuzluk varken,
    Dudaklarında soluyor geleceğim...
    Oysa ben sana geliyorum sevgili..
    Adımlarım ürkek olsa da
    Yollarım sana,
    Sabrım sana..

    Biliyorum bu firar girişimi..
    Sana gelen vagonlara kaçak bindim ben..
    Farkındayım...Biletsizim..
    Bir o kadar da öznesiz..

    Urbamda fakir yüreğim,
    Avuçlarımda hüznüm sana gelmekteyim...
    Senden ne bir ömür istiyorum
    Fakir yüreğime feda edilecek,
    Ne de bir ten diliyorum
    Acılarımda heba edilecek...

    Sadece benle başlayıp senle biten cümle..
    Sana geliyorken,
    Yüreğinde “ bir cümlelik yerin “ var mı ?




     

    Sonsuz ve Ölümsüz Aşk yoktur

    "Sonsuz ve ölümsüz aşk yoktur"

    Ama o ses...
    Ahh o aşkın beni çağıran sesi yok mu?
    Tıkayamıyorum kulaklarımı artık.
    "Bulduğumda yaşayacağım bu sefer" kararlılığı ile koşuyorum hep.
    Düşüyorum....

    En ufak bir sendelemede hemen yeni bir arayışa itiliyor yüreğim* sonra bir
    yeni arayışa daha* sonra bir yenisine daha.....
    Bu öyle bir kısırdöngü ki* aynı anda çoğul sevdalar esiyor yüreğime;
    eşzamanlı aşklar yaşıyorum..
    Fırtınayı bekleyen ben* yetinmeye çalışıyorum rüzgârlarla..
    Üstelik çoğu rüzgâr bile değil ve aslında ben çoğunu en baştan anlıyorum*
    kendimi kandırıyorum..
    Ama gene de atıyorum aşkın ılık esen rüzgârlarına kendimi.
    Sonu başından belli yarım yamalak sevdalar yaşıyorum.
    Her yamalı aşktan sonra daha fazla artıyor açlığım* daha fazla artıyor kana
    kana içme ihtiyacım..

    Ve ben* her defasında; daha da üşüyen bir yürekle başbaşa kalıyorum* daha da
    yalnız bir yürekle..


    October 29

    bayrak

     UTANSIN

    Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
    Hedefe varmayan mızrak utansın!

    Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!
    Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

    Eski çınar şimdi noel ağacı;
    Dallarda iğreti yaprak utansın!

    Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
    Onu sürdürmeyen çırak utansın!

    Ölümden ilerde varış dediğin,
    Geride ne varsa bırak utansın!

    Ey binbir tanede solmayan tek renk;
    Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!

    necip fazıl kısakürek